Kategori arşivi: Genel

Büyük Gün ! Kutay Yavuz artık her yerde!

Touristaurant Funk title 1kSevgili dostlarım,

uzun süredir müzik işlerimi dev bir beta sürümü gibi götürüyordum. Herşeyi tek başıma yaptığım için bir tarafa yüklendikçe, diğer tarafların eksikleri ortaya çıkıyordu.  Fakat bu mücadelenin içinde sorunlardan kaçmak yerine sorunları çözmeye çalıştım.

Bu gün itibariyle müziğim, şarkılarım ve bestelerimi Spotify, iTunes, Apple Music, Amazon.com, Google Play, Deezer, YouTube Music başta olmak üzere bütün önemli platformlarda bulabileceksiniz. 

Bu süreçte hep yanımda olan  Özgün Güney, Kerem Eker, Kerim Gönençer, Cem Melik, Onur Uzunismail, Burçin Ankara, Mustafa Kos,Serdar Çamlıca, Minocan ve Gökhan Karakuş’a teşekkür ediyorum.

Çok değerli hocam ve dostum Maestro Umur Türel’i de saygıyla anıyorum.

İşte başlıyoruz!

https://itunes.apple.com/tr/album/touristaurant-funk/1418951307?i=1418951312&l=tr

Mary had a lıttle lamb

Bu şarkıyı yıllarca SRV bestesi zannetmiştim fakat değilmiş. Eserin sahibi Buddy Guy. Fakat SRV o kadar çok  ve o kadar kendi gibi çaldı ki şarkı bence onun oldu. Belki de asıl konu bir şeyleri sahiplenmektir.

Bu şarkı benim en eskiden beri çalmaktan keyif aldığım bir şarkıydı. Kaydetmek için eşlikleri çalmadan önce şarkı hakkında biraz araştırma yapmak istedim. Buddy Guy konusunu öğrendiğimde bire bir SRV yorumunu çalmaya çalışmak yerine (ki pek mümkün değil, bana göre müziğinin gücünü enstrümanla bu kadar aktarabilen müzisyenler çok nadir gelirler) bende bu şarkı benim olsa ne yapardım dedim ve o şekilde çalışmaya başladım.

Umarım beğenirsiniz. Yorumlarınız ve isteklerinizi mutlaka paylaşın. Fikirleriniz değerli.

Yakın zaman içinde itunes, spotify ve diğer bütün müzik sitelerinde bulabileceksiniz.

Gitar solosu ?

Kendimi durduramıyordum.
Grupta gitar çalmanın en zor yanı, kafamda 25 dakika olarak planladığım solo için beklemekti.
O bekleyiş sırasında sadece olayı kurtarmak için boş boş takıldığımı burada bütün eski grup arkadaşlarıma itiraf ediyorum. Evet solo çok mühimdi. Keşke hep ben solo atsam ama kimsenin solosunu dinlemesem diyordum.
Şimdi kafam rahat istediğim kadar solomu atabiliyorum.
Herkese iyi pazarlar.

 

Müziği bıraktım çünkü yeteneğim yok!

Bu kadar sıcak bir yaz gününde çalmak yerine yazmayı tercih ediyorum! Çünkü sıcakta oturduğum yerden ahkam kesmek çok daha kolay ve benim için keyifli bir iş!

Müzikle uğraştığınızı söylediğiniz zaman bir çok insandan bir ara müzikle uğraştıklarını fakat yetenekleri olmadığı için bıraktıklarını, daha fazla devam etmediklerini duyarsınız. Bu konuşma genellikle sizin ne yaptığınızın sorulması, anlatmanız ve karşınızdaki kişinin  keşke bende yapabilseydim demesiyle ya da “Acaba tekrar başlasam nasıl olurdu?” sorusunun sorulmasıyla normal akışında gider.

Bir insan, hakim olmadığı bir konuda yeteneğinin olmadığına nasıl karar verebilir? Benim bu konuda ilginç bir düşüncem var. Ben müziği bu şekilde bırakan insanların asıl müziğe yetenekli olan insanlar olabileceğini düşünüyorum!

Peki aşırı yetenek sebebiyle müzikten vazgeçebilmek nasıl olabilir?

Önce müziğin ortak noktada buluşabileceğimiz bir tanımını yapmaya çalışayım.

Müzik birbiriyle uyumlu aralıklarda bulunan seslerin ortaya çıkarttığı bir eserdir.

Müziğe hevesli olan bir insanı ele alalım. Bu kişinin müzik yapmak isteme motivasyonu çoğu zaman kendi dinlediği müziklerden yola çıkarak benzer bir şekilde kendi fikirlerini dışarı vurma isteğidir.

Bana göre müzik yolculuğunda ilk önce aranan şey seslerin uyumlu olmasıdır.

Uyum konusunu biraz açalım. Uyum belli bir ritmde tekrar eden vuruşlarla olabilir. Belli bir hesaplamayla doğru gelen ses dizilerinin kullanımıyla olabilir.

Ortalama bir insan (ki bu yazının konusu ortalama bir insan üzerinden kurgulanmıştır.) ilk defa eline bir çalgı aldığında ya da şarkı söylemek istediğinde önce doğru sesleri çıkartmaya çalışır, süreç ilerleyip yetkinliği arttığında ise doğru bir vuruş zamanlamasıyla performansını seslendirebilmek ister.

Eğer bir insanın kulağı çok doğru bir şekilde sesleri ve aralıkları tanıyorsa, vuruşlardaki düzensizlikleri fark ediyorsa yaptığı işte ilerlemesi çok hızlı olabileceği gibi, hataları ve eksikleri çok bariz duyduğu için bunalıp bırakması da bir o kadar olası olacaktır!

Ben insanların olumsuz bakmaya daha eğilimli olduğunu gözlemledim. Yani imkanlarda bir eksiklik varsa pek çok insan kolaylıkla pes eder. Sadece motivasyonunu koruyabilen insanlar bir yol alır. Bunu müzikten bağımsız olarak söylüyorum.

Motivasyon demişken, dünyanın en güzel şarkısını yaptığınızda müzik sizi mutlu etmeyecek, ya da hayalinizdeki konseri verdiğinizde, albümünüz her yerde 1 numara olduğunda, klipleriniz 1 milyar izlenmeye ulaştığı günde mutlu olmayacaksınız. Bütün bunların gerçekleşmesi için çabaladığınız süreçte mutlu olabilirsiniz.

Mutlu son diye bir şey yoktur. İyi yönetilmiş ve arkasında mutlu anılar bırakmış süreç vardır.

Umarım bu yazı bahsettiğim sebepler veya başka bir sebepten müzikten, hobisinden vazgeçmiş dostlarımıza ulaşır ve hayatlarını tekrar renklendirecek adımı atabilirler.

26_aralık_shaft__032
Kulak yetmezliği ve yetenek eksikliğiyle boğuşan genç Kutay. Kendisinin tedavi süreci halen devam etmektedir.

Müzik Enstrümanı

Enstrüman, özel bir amacı gerçekleştirmeye yarayan araç.

Müzik enstrümanı, kişinin içindeki müziği iç sesten, fikirden, tasarıdan yola çıkarak gerçekleştirmesine yarayan araç.

Bu tanımları yapmakta ve ara sıra düşünmekte fayda görüyorum. Özellikle günümüzde çoğu müzisyen gibi ben de müziğimi yalnız başıma bestelemek, çalmak, kaydetmek, o kaydı mikslemek, yapılan miksi dinleyip dinletmek ve en sonunda paylaşmaya uygun hale geldiğinde yayınlamak durumundayım.

Her şeyi tek başınıza yapmanızın güzel yanları var. Fakat birden fazla enstrüman çalıyorsanız o aletlerden verim alabilmenizin tek yolunun gitarcı, davulcu, basçı, klavyeci kimliklerimizden vaz geçmek olduğunu düşünüyorum. Birini seçtiğiniz anda diğerleri geride kalıyor ve sizin burada her zaman asıl amacın o şarkının gerçekleşmesi olduğunu hatırlamanızı öneririm. Şarkı gerçekleşmezse o enstrümanı çok iyi çalmış ya da çalıyor olabilmenizin de pek bir anlamı kalmayacaktır.

Birden fazla müzik aleti çalıyorsanız mesela gitar çaldıktan sonra davulun başına oturmanın ya da bas gitar çaldıktan sonra synthesizerla ses tasarlamanın yarattığı tuhaf duyguyu bilirsiniz. İki farklı gitarı bile peş peşe çaldığınızda adaptasyon gerekirken, çok farklı kas gruplarınızı, çok farklı armonik düşünceleri  devreye almanın getirdiği o tuhaf duygu.

Ben özellikle son zamanlarda biraz daha programlı gitmeye çalışıyorum. Mesela o haftayı bas gitar kaydetmeye ya da synthesizer kaydetmeye ya da gitar çalmaya ayırıyorum. Daha doğrusu kendimi böyle odaklıyorum. Bunun faydasını gördüm. O süreçte o enstrümanla haşır neşir olmak el becerisinin tutarlılığını, soundun daha iyi olmasını ve tekrara düşen kayıt süreçlerinin önüne geçmeyi sağlıyor.

Enstrümanınızı sevin ve pratik yapın. İnsanlarla beraber çalma davetlerini asla reddetmeyin. Herkesten öğrenebileceğiniz güzel bir şeyler vardır.

Enstrümanınızın, içinizdeki müziği ortaya çıkartmanıza yarayacak bir araç olduğunu asla unutmayın.

Herkese sevgiler ve iyi bayramlar dilerim!

hi